Bilgisayar Mühendisliği Eğitimi ve Yazılım Sektörüne Dair Röportaj

 

Uzun süredir blogda yazı yayınlamıyordum. İlk fırsatta yazmak için konular belirlesem de bir türlü yazıya döküp paylaşamadım. Geçen ay Gebze Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıf öğrencileri Merve, Alper ve Zehra yazılım sektörüne ve bilgisayar müdendisliğine dair bir mülakat yaptık. Dönem ödevi olarak bir akademisyen ve yazılım sektöründe çalışan bir mühendisle gerçekleştirdikleri röportajları arkadaşlarına da  sunacaklarını ifade ettiler. Benim için keyifli ve verimli geçen mülakattan sonra mülakattaki fikirlerimi düzenleyerek burada da paylaşmaya karar verdim. :)  Keyifli okumalar.

  1. Türkiyede bilişim sektöründeki ilerleme hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Bilişim sektörü özellikle son senelerde daha hızlı bir ilerleme kattediyor olsada ilki aslında bilişim sektöründeki ilerlemeler devletin de bu konuya eğilmesiyle başlıyor. 2003’te bilgi toplumu olmak için hükümet ve devlet destekli bir proje başlatılıyor. Bunun içerisinde  e-devlet üst başlığı altında e-fatura, e-sağlık, e-imza gibi hizmet sektörüne önemli katkılar sunan çalışmalar gerçekleştirildi. Eskiden bir randevu alacağınız  zaman hastaneye gitmeniz ve ordaki görevli memurdan almanız gerekiyordu ama şimdi telefon ettiğinizde bile randevu almanız zor, internette kendiniz randevu alın şeklinde internete yönlendirilebiliyorsunuz. Tabi sadece devlet bilişim sektöründe çalışmalar yapmadı. Özel sektörde de yapılan çalışmalar vardı, mesela ekşi-sözlük daha öncesinde oluşmuş birşeydi zaten. Kriz sonrası bankaların hızlı büyümesi ve telekom firmalarının da bilişim sektörüne dahil olmasıyla bu alandaki çalışma ve rekabet arttı. Teknolojinin hızlı gelişimi aslında bilişim sektörünün de ilerleme hızını artırdı. Teknolojinin yenilikçiliği, sektörü de yenilikçi olmaya, son teknolojileri takip etmeye zorladı diyebiliriz. Ve teknoloji tek bir koldan ilerlemiyor. Her gün yeni bir kavram, yeni bir alan açılıyor. Örnek vermek gerekirse, son yıllarda büyük veri (big data) diye  bir kavram ortaya çıktı. Bu alan ilgimi  çektiği için biraz bunun üzerinden konuşmak istiyorum. Veri(data) artık ticaret, devlet ,banka, Telekom gibi sektörler  için  çok kıymetli olmaya başladı. Bu dediğimiz sektörlerde çok fazla veri toplanıyor ve bu verilerin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu ham haliyle kıymetsiz veriler işlenerek çok değerli bir veri haline dönüştürülebiliyor. Verinin değerlendirebilmesi için de teknolojilerden geride kalmayıp , adapte olup ve hatta daha iyi bir konumda olmak için hızlı bir şekilde öncü konumda çalışmalar yapmanız gerekiyor. Bu da en özet haliyle rekabeti getiriyor. Özetle toparlayacak olursak; teknolojideki ilerlemeden dolayı bilişim sektöründeki ilerleme Türkiye’de de gelişmekte olan ülkelerde de daha hızlı bir şekilde devam ediyor. Türkiye de buna uyuyor aslında , adapte oluyor , önce olmasa da ilerleyen teknoloji ile beraber yoluna devam etmeye çalışıyor diye görüyorum.

  1. İlk profesyonel iş deneyiminizi ne zaman yaşadınız? İlk işinizden bahseder misiniz? İlk iş gününüz nasıldı ?

Daha önce part-time yerlerde çalışmıştım ama ilk profesyonel iş deneyimim mezun olduktan bir ay sonra kurumsal bir bankada başladı. Kurumsal bir bankanın iştirakçısı olan teknoloji şirketinde ATM biriminde işe başladım. Burada genel olarak C#, MySql ve MsSql yazılımları ile transaction, raporlama ekranları geliştirdikten sonra ATM yazılımları geliştirme alanında çalıştım. Bu çalışmaların dışında ve farklı teknolojilerle yaptığımız çalışmalar olsa da genel olarak ilk iş tecrübemi bu şekilde özetleyebilirim.

Heyecan olarak ta ; stajlarınızı  özellikle  yazılım evlerinde yapmışsanız , yazılım evleri nispeten daha az sayıda kişinin çalıştığı herkesin herkesi tanıdığı, bildiği ortamlardır. Ama ilk defa büyük ölçekli, kurumsal bir firmada çalışıyorsanız ortama adapte olmanız daha uzun sürebilir. Beraber bir arkadaşla aynı gün işe başlamamdan ötürü ilk günüm kolay geçmişti diyebilirim. En azından vakit hızlıca geçip erkenden akşam olmuştu.

  1. Mezun olduktan sonra iş hayatına ilk adım attığımız adaptasyon süreci nasıl olacaktır? Sizin bu döneminiz nasıldı ?

Final dönemini aratmayacak bir süreç oluyor açıkçası, yine stres oluyor, yine çabalıyorsunuz ama sonucun ne olcağını tam kestiremiyorsunuz. Birçok yere başvuruyorsunuz , birçok yerle görüşüyorsunuz ve klasik bir şekilde biz sizi ararız diyorlar arayanlar olduğu gibi, aramayanlar da oluyor. Mezun olduktan sonra iş aramaya başladıysanız bu süreç sıkıntılı oluyor ama daha öncesinde yaptığınız projeler varsa veya çalıştığınız staj yerleri ile ilişki bağınızı koparmadıysanız bu süreç daha rahat oluyor; çünkü çalışabileceğiniz bir işiniz olmuş oluyor. İş bulur muyum bulamaz mıyım telaşından öte istediğim sektörde bir iş bulur muyum diye düşünüyorsunuz. Bu süreçte kısa sürede iş arayışınız sonuçlanmaza moraliniz bozulacak, artık olabilecek kötü  iş seçeneklerini bile değerlendirmeyi düşünmeye başlayabilirsiniz. Hangi sektörde çalışmayı düşünüyorsanız, o sektör dışında bir sektörde çalışmam diyorsanız onun temelerini 4. sınıfta aldığınız bitirme projesiden itibaren çalışmalarınızı o sektörde yapmanız faydalı olacaktır. Özellikle tavsiye ediyorum eğer IBM ya da Microsoft un yarışmaları gibi onların  üzerinden bitirme projelerinizi yaparsanız hem bitirme projesini yapmış oluyorsunuz hem de sektörde birileri ile tanışma fırsatı yakalıyorsunuz ve CV’inizde fark yaratacak bir yarışmaya dahil olmuş oluyorsunuz. İş görüşmelerinde iş tecrübeniz yoksa işverenin size sorabileceği tek şey bitirme projesidir stajlarda etkili olabilir ama özellikle sizin bitirme projenize bakarak sizinle ilgili bir fikirde bulunuyorlar. O yüzden bence şimdiden bitirme projelerini araştırın ve Tübitak ‘ın ,IBM’in yarışmalarına katılın.

  1. Sektöre ilk adımımızı attığımızda bize en büyük katkıyı sağlaması açısından hangi alana yönelmeliyiz ?

Bilgisayar mühendisleri mezunları için çok fazla alan var. Üniversitedeyken temelde 4 alan vardı diyebilirim : Yazılım, veritabanı ,sistem ve proje yönetimi şeklinde alanlarda çalışabiliriz diye düşünüyoruz ama daha sonra sektöre girince özellikle de son senelerde birçok yeni alan ortaya çıkıyor. Örneğin büyük veri(big data) , veri analitiği gibi her gün varolan  alanlara yeni bir alan ekleniyor.O yüzden Bilgisayar Mühendisliği seçeneği çok olan bir alandır. Burada kişinin kendisinin hangi alanda daha iyi olabileceğine karar vermesi gerekir diye düşünüyorum. Örneğin; döküman hazırlamaktan sıkılıyorsanız analist olamazsınız ya da iyi bir analist olursunuz belki  ama mutlu olmazsınız veya kod yazmayı çok seviyorsanız yazılımcı olmanız lazım veritabanında çalışmak beklentilerinizi karşılayamayabilir. Ya da güvenlik ilginizi çekiyordur güvenlikçi olunca o alanda daha çok mutlu olursunuz gibi. O yüzden üniversitedeyken sektörle çok ilişkili değilseniz tüm alanları bilemeyebilirsiniz ama hangi alanda daha mutlu olabileceiğinizi araştırabilirsiniz. Şu aşamada hangi alanlara yönelmeniz gerektiğini söylememiz gerekiyorsa; mobil uygulamaları , veri analitiği(bu alanla ilgilendiğim için bu alanı takip ettiğim içinde olabilir J ama şu bir gerçek ki veri(data) gerçekten çok önemli bir hale geldi), güvenlik gibi alanlar şu an  revaçta görünüyor ama teknoloji çok hızlı geliştiği için alanların revaçta olma durumları her an değişebiliyor.

rop

  1. Yeni mezun olan arkadaşların şirket kurup risk alması ne derece önemli sizce , Bu konuda onlara ne tür önerileriniz olabilir?

Eğer gerçekten fikrinize inanıyorsanız ben bunu yaptım (veya yaparım) ve satarım diyorsanız çok mantıklı bir karar vermiş olursunuz. Neden? Çünkü başka bir firmaya girdiğinizde  8.00-17.00 arası o firmanın  işini yapmak zorunda olucaksınız ve hiç mesai yapmasanız bile  8.00-17.00 arasında o işle uğraşacak haliyle yorulacaksınız eve geldiğinizde kendi fikirleriniz üzerinde  düşünmeniz gerekecek buda son derece yorucu olacaktır. Sonuçta akan bir hayat ve sosyal bir hayatınız var. Yani  başka firmada çalışıp bir yandan  kendi firmamı kurayım, kendi fikrim üzerinde çalışayım dediğinizde bu zor olacaktır. Mezun olur olmaz bir firma açayım dediğinizde de sonuçta bu firmanın vergisi olacak, çalışanı olacak yani bir sermaye elinizde olması gerekiyor ve günümüz şartlarında az bir sermaye ile firma kuramıyorsunuz ama bedavaya firma kurabiliyorsunuz. Bu nasıl oluyor? Şu an birçok girişimciliğinizi(proje) verdiğinizde sadece bakanlığın bile verdiği destekler var ve  buna Teknoparkların,Tübitak desteklerini de ekleyebiliriz. Bu şekilde girişimleriniz varsa birçok yerden destek alabiliyorsunuz bu yerde(mekan) olabilir parasal da olabiliyor  yoksa diğer şekilde firma kurma süreci sıkıntılı bir süreç olucaktır. Eğer mezun olur olmaz  firma kurma gibi düşünceleriniz varsa bu tür girişimcilik desteklerini araştırmanızı tavsiye ederim ve eğer mezun olur olmaz  sektörde tanıdığınız veya  çevreniz de yoksa bu durumda tabi baya bi deli yürek(cesaretli) olmanız lazım J.Bu tür girişimlerde bulunmak gerektiğine inananlardanım yani kendini garantiye almak biraz da standart bir hayat yaşamak demektir her ayın 1’in de maaşınızı alırsınız , standart bir hayatınız olur ama sürekli aklınızın bir kenarında  firma açsa mıydım sorusunu atmak için girişilebilir  fakat dediğim gibi üzerinde iyi düşünülmesi gerekir.

  1. Mezun olduktan sonra akademik anlamda eğitim görevlisi olmak ya da özel sektöre atılım konusunda bize ne gibi önerileriniz olucaktır? Akademisyen olmayı hiç düşünmüş müydünüz ?

Lisans’tan mezun olduktan sonra daha da üniversiteye adımımı atmam diyenlerdenim. Belki hiçbir öğrenci çalışmayı sevmez ama ben hiç sevmem J J Çalışmayı severim ama ders çalışmak veya sınavı geçmek için çalışmayı hiç sevmezdim. Eğer kendim okuyacaksam bu  belki hoşuma gider veya ilgimi çeken bir konuda çalışmak hoşuma gider ama sınavlar ve stresi  deyince  ben bunları yapamam tekrar bu stresi kaldıramam diye düşünüyordum(yordumJ)  ama şuan Yüksek Lisanstayım ve teze başladım. İnsan, kendisini planladığının çok tezatını yaşarken bulabiliyor. Bazıları gerçekten ders çalışmayı çok sever işte o insanların akademiye yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer gerçekten ders çalışmak, araştırmalar yapmak, makale yazmak , tez yazmak , birilerine birşeyler öğretmek sizi mutlu edecekse gördüğüm ve gözlemlediğim kadarıyla akademik dünya sizin için çok güzel bir seçenek olacaktır diye düşünüyorum. Eskiden maaşları düşüktü o yüzden pek seçenek haline gelmiyordu düşünüldüğünde tamam gider mühendis olurum belki biraz daha stresli olurum , belki daha çok çaba sarfetmem gerekiyor  ama iyi bir karşılığını alırım düşüncesi vardı ; ama  gördüğümüz gibi son senelerde de  akademik dünyasının maaşlarında da bir iyileştirme yapıldı onun dışında kendilerine vakit ayırabiliyorlar sektördeki gibi 8.00-17.00 gibi bir çalışma durumları yok. Akademisyenler de  biz çok çalışıyoruz diyorlar ve haklılarda ama en azında 8.00-17.00 arasında sürekli çalışmaları  gereken bir iş değil , yani o stresi yaşamamazlar akademide çalışmanın böyle avantajlı yanları var. Bu yüzden eğer  araştırmayı seviyorsanız,bir şeyleri öğretmeyi gaye edindiyseniz iki kişinin daha hayatını kurtarayım bir yerlere gelsinler diye düşünüyorsanız akademisyen olun. Çünkü mühendisin en güzel  ürünü yazılım olurken , akademisyenin en güzel ürünü yetiştirdiği öğrencisi oluyor ve insanlar yetiştiriyorlar. Herşeyden önce çok  kıymetli bir şeydir bu. Ve gerçekten hakkını verebiliyorsanız , öğrenci yetiştireceğim mantığıyla yaklaşıyorsanız  akademik dünyada kariyer yapın yoksa rahat diye akademiye geçip te öğrenciye PowerPoint Sunumundan  ders anlatıyorsanız bu hiç hoş olmaz o zaman akademiye geçmeyin derim. Bu tür sebeplerden dolayı akademisyen olmayı hiç düşünmedim ve halen de düşünmüyorum açıkçası bana hiçbir zaman cazip gelmedi.

  1. Yüksek lisans yapan ve lisans eğitimi alan mühendis arasında ne gibi farklılıklar var? Bize Yüksek lisans eğitimini almayı tavsiye eder misiniz?

Evet fark var ve kesinlikle yüksek lisans yapın derim. (Ben profesör’de olun derim J ama söylemek kadar kolay değil tabi J). Kariyer adımlarında yüksek lisans destekleyici bir basamak olabiliyor. Özellikle yönetici pozisyonlarında buna çok dikkat ediliyor diye biliyorum. Eğer iki aday ve bir koltuk varsa tüm parametrelere bakılıyor ve bu parametreler arasında yüksek lisans ve doktora olması da önemli bir kriter. Bunun dışında Bilgisayar Mühendislerinin çoğu İşletme, MBA, Ekonometri gibi branşlarda yüksek lisans yapıyorlar. Açıkçası, Bilgisayar Mühendisi olupta Bilgisayar Mühendisliğinde yüksek lisans , doktora yapmayı pek anlamlı bulmuyorum. Yazılımcı ya da  mühendis olarak başladığınız iş hayatınızın  ilerleyen senelerinde yöneticilik gibi pozisyonlarda çalışacaksınız. Burada teknik bir eğitim almış olan eğitimin sosyal alandaki yeterlilikleri de devreye girecektir. Yüksek lisans’ın kişisel gelişim ve kariyer açısından faydalı, avantajlı olduğunu düşünüyorum.

  1. İş hayatına ilk adımımızı attığımızda küçük bir şirket ile büyük bir şirketin bünyesinde yer almanın bize ne gibi avantaj ve dezavantajları olacaktır ?

Bu soru kendime en çok sorduğum sorulardan biriydi. Yazılım evleri diye tanımladığımız küçük işletmelerde başlarsanız az çalışan olmasından dolayı çok iş olacaktır. Her işi aynı teknoloji ile yapmazsınız yani daha çok çalışmanız ve daha çok farklı farklı teknolojileri bilmek zorundasınız. Örneğin; Ben C# biliyorum yazılım evlerinde sürekli bunu yazarım derseniz işveren açısından bu pek kabul görülen bir seçenek değildir. Kurumsal firmalara gelince bu tür firmalara girdiğinizde zaten sizi bir ekibe alırlar ve bu ekibin standartları , kullandığı teknolojiler vardır siz sadece bu teknolojileri kullanırsınız. Bunun dışında   araştırmacı bir kimliğiniz varsa  teknolojiler nasıl ilerliyor , ne çalışmalar yapılıyor  diye araştırırsınız, takip edersiniz ancak işinizde kullanmanız pek mümkün olmayabilir. Ama yazılım evlerinde teknoloji kullanımı açısından daha esnektir. Bir gün bir iş gelir C# la yapmanız gerekebilir başka bir gün işte Matlab’la  ya da Delphi ile  yapmak isteyebilirsiniz. Şu bir gerçek ki yazılım evlerinde çalışmak farklı teknolojilerden haberdar olma ve bunları öğrenebilme-kullanabilme durumunuz olabiliyor fakat kurumsal bir firmada evet yine bütün teknolojilerden haberdar oluyorsunuz ama bunların hepsini öğrenebilme-kullanabilme durumunuz olmuyor. Kurumsal bir firmada çalışıyorsanız yapacağınız iş, o işin yapılma şekli, kullanacağınız teknoloji , kullanacağınız bilgiler belli  olduğu için bütün teknolojileri kullanabilme durumunuz(şansınız) olmuyor. Yani farklı  teknolojileri öğrenerek  gerçek anlamda mühendislik yapmak  istiyorum diyorsanız  bu sefer maaş konusunda  bir engel çıkıyor ;çünkü yazılım evleri ile kurumsal firma arasında maaş olarak çok fark oluyor. rakam vermek gerekirse örneğin; yazılım evlerinde iki binle (2.000) başlıyorsanız kurumsal firmada üç binle (3.000) başlayabiliyorsunuz. Bu maaş farkındaki uçurum  bazen düşebiliyor bazen daha da açılabiliyor. Sonuç olarak bu iki tür şirketin bünyesinde çalışmak hakkında  karar verirken iş hayatından beklentiniz nedir ? sorusuna net bir cevap vermeniz gerekiyor.

  1. Dünya piyasalarında yazılım sektörü çok büyük bir paya sahip olasına rağmen ülkemizde sahip olduğu pay çok düşük bir rakamda. Ülkemizin yazılım sektöründeki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Aslında bir çok sektör gibi yazılım sektörünün geleceği de ülkenin geleceğiyle doğrudan ilişkilidir. Ülkenin ekonomisi ,gelişmekte olan ülkeler arasında mı yoksa teknolojiye öncü olan ülkeler arasında mı gibi soruların cevapları tüm sektörlerin geleceğini de gösteriyor. Maalesef teknoloji , dolayısıyla yazılım sektöründe öncü olmaktansa daha çok gelişmeleri takip eden bir konumdayız. Yazılım sektörüne bilgisayarın tarihçesinden itibaren baktığımızda bi 50-60 senelik ABD’de doğan bir güneş var , teknolojiyi sürekli onlar ilerlettiği için ilk memba(kaynak) orası olduğu için onlar öncü oluyor buna Japonya ,Rusya ve Almanya’yı da ekleyebiliriz ama son senelerde bizde de gelişmeler görülmektedir. Örneğin; Geçenlerde Amerika’daki bir sağlık girişiminde girişimi desteklenmiş ilk kişi bir Türk girişimci şeklinde bir haber okumuştum. Bu firmanın hiyerarşisine , çalışanlarına baktığınızda birçok Türk var ; bunun gibi Silikon Vadisinde de  Türk çalışanlar var. Artık Türkler de bu alana yönelmeye başlıyor  mesela  şuan ilköğretimde  kodlama dersleri verilmeye  başlanacak. Bu öğrencilere bir bilinç düzeyi  getirecektir. Teknoloji okuryazarlığı artmakta olan gençliğin bu alana yönelmesi de bu sektörde daha fazla çalışma yapılacağına inandırıyor.  Baktığımızda teknolojinin geleceği zaten parlak ve teknoloji artık çok hızlı ilerlediği için istemeseniz bile, dünyadan soyutlanmış bir ülke olsanız bile eğer birşeyler  üretecekseniz her türlü teknolojiye ihtiyaç duyarsınız. O yüzden bizim ülkemizde de yazılım sektörünün geleceği parlak olacaktır; çünkü insanlar işlerini teknoloji üzerinden yapacaklardır dolayısıyla teknolojide  yazılım sektörünü besleyecektir. Evet yazılım sektörünün geleceği parlak olacaktır ama ne kadar hızlı olacağını önümüzdeki yıllar gösterecektir.

  • Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği eğitimi ile ilgili sektörün beklentileri nelerdir? Eğitimin yeterli düzeyde olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayır! Eğitimin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum ,aslında sadece düzey değil içerik ve planlamala ilgili de sorunlar olduğunu düşünüyorum. Örneğin yazılımcı olmak isteyen bir öğrenci lisans eğitiminde Mikroişlemciler veya Lojik dersinin temelini öğrensin ama bu dersler ile sık boğaz edip Java’yı aşağıda tutmak veya C# ‘ı göstermemek  veya bir veritabanı düşünen öğrenciye  Oracle SQL’i gösteriyorsanız bunu sadece Select Query’si ile  sabit tutmak bu alanları düşünen öğrenciler açısından son derece sıkıntılı bir durum. Gerçi bunun yapılması zor veya  şu an  üniversitelerde olan bir şey değil ama üniversitelerin sektörün ihtiyaç duyacağı alanlara göre öğrenci  yetiştirmesi  gerektiğini düşünüyorum. Örneğin; veritabanı alanında öğrenci yetişriyorsa bu alanda yetiştiripte öylece piyasaya sürmesi lazım  ve bu öğrenci piyasaya çıktığında işte ben bu alanda eğitim aldım , şu şu projeler yaptım bu konuda bilgi sahibiyim diyebilmesi lazım ama şu aşamada gördüğüm kadarıyla proje yönetimi, network , sistem güvenliği , yazılım , donanım ,… alanların hepsi aynı anda verilince öğrenci adeta overload (aşırı yükleme) oluyor. Sanırım üniversiteler  öğrenci mezun olmadan ne kadar çok alan verirsek  o kadar iyi düşüncesinde oysa mühendislikte algıyı düşünmek lazım yani normal bir ders gibi değil , yani en iyi çözüme yaklaşabilmek için  beynin biraz daha kullanılması(motorun yanması) gerekir. Çünkü mühendislikte bir problemi çok farklı yollardan çözebilirsiniz ama en iyi ,en performanslı ,en doğru  çözümü bulmak için biraz daha farklı düşünmek gerekir. Yani üniversite öğrencilere üstünkörü bütün alanları vermektense sektörden , sektör bilgisi iyi olan öğrencilere sektöre dair bigiler veren bir hocayı getirtip öğrencileri sektöre hazırlaması  gerekir. Zaten siz üniversiteyi okurken sektörden biriyle görüşmediğiniz için üniversite  de sizi sektöre hazırlamadığı için  sadece eğitim almış oluyorsunuz ,öğreniyorsunuz. Aslında bu kopukluğu kırmak için de Teknoparklar var. Teknoparkların çıkış amacı da budur yani teknoparklar hem küçük ölçekli firmalara yardımcı oluyor hem de üniversite ile sektör(piyasa) arasında bir köprü oluyor. Daha doğrusu amaçlardan bir tanesi de bahsettiğimiz köprü göreviydi ama bu amaç gerçekleşiyor mu noktasında açıkçası emin değilim.

  • Sektörde çalışmayı düşünüp iyi bir kariyere sahip olmayı hedefleyen bilgisayar mühendisi adaylarına ne tür nasihatlerde bulunurdunuz iş hayatına dair önerileriniz nelerdir ?

Derslerde kapsamlı olmasa bile teknolojileri görüyorsunuz bu teknolojileri tam öğrenmeye çalışın. Dersi geçeyim hoca şuralardan sorar şeklindeki yaklaşımdan ziyade ürün geliştirmeye  çalışın , çünkü ürün somut bir şey oluyor. Siz bir firmaya gittiğinizde yağtığınız bir web uygulamasını gösterip şurda şu var burda bu var demek işte şöyle bir çalışma yaptık şu teknolojileri kullandık demekten çok daha öte bir şeydir. Sonuçta bir projede çalışmış ve ürün çıkartarak sonuca getirmişsiniz. O yüzden ürün yapabiliyorsanız ki şu aşamada web’te , mobil’de , veri madenciliği’inde ürün geliştirmek çok kolay ;ürün geliştirmeye çalışın ve kendinizi geliştirin örneğin; daha çok araştırın , alanınızla ilgili seminer ve konferanslara katılın ,İngilizcenizi olabildiğince çok geliştirin çünkü farkedildiği üzere bilgisayar mühendisliği ile alakalı  Türkçe kaynak bulmak oldukça zor hatta neredeyse yok(Bi Türkçe kaynak diyebileceğimiz Yrd. Doç. Dr. Şadi Evren ŞEKER bilgisayarkavramlari.com var J). Girişimleri takip etmeye çalışın  kim ne yapıyor , sektör nereye gidiyor, hangi teknolojiler revaçta, işe girerken hangi teknolojiler işime yarar gibi soruları cevaplandırın. Bunun dışında yatırım alabiliyorsanız yatırımlık projeler yapmaya çalışın, yaptığınız her bir ürünü bir yere dayandırmaya çalışın. Örneğin bitirme projesi yapıyorsunuz zaten yapacaksınız neden bunu bir yarışmaya sunmayasınız ,sektörden kişiler ile network’unuzu artımaya çalışın; çünkü bazı büyük firmalar genelde kendi içerisinden CV’ler alıyor. Sektördeki ağınızın geniş olması demek CV’inizi gönderebileceğiniz daha fazla kişi demektir. Bunu menfaatçi duygular ile söylemiyorum. O insanlar size ilham da olabilirler bu açıdan network’unuzu geliştirin.

Sorunun ikinci kısmında ise iş hayatında farklı kişilerle çalışacaksınız. Üniversitede kendi arkadaş grubunuzu seçebiliyorsunuz o insanlarla takılabiliyorsunuz ama iş hayatında böyle bir seçeneğiniz yok. Türkiye büyük bir ülke ve bu ülkenin farklı farklı yerlerinden gelmiş farklı kültürdeki insanlar ile çalışabilme ihtimaliniz var. Bu yüzden sıkıntı yaşamamak adına  sosyal ilişkilerinizin iyi olması gerekiyor yok işte ben istemesem bunlarla takılmam gibi bir lüksünüz yok, çünkü o insanlarla iş yapmak zorundasınız. Birde teknolojileri takip etmek sizin açınızdan faydalı olucaktır. Kısaca iş hayatına dair size verebileceğim tavsiyeler bunlar.

 

 

Bu yazıda üniversite ve bir sonraki adımı olan sektör hakkında fikirler içerdi. Bu ilişki açısından bu yazı bana daha önce lise ve üniversite arasındaki farklı yazdığım bir yazıyı hatırlattı. Okumak isterseniz bonus olarak o yazı : Fark Var

Leave a Reply